Published On: Cum, Kas 11th, 2016

Bir Edirne ve İstanbul yolculuğu izlenimleri




İstanbul’dan (ki dede/ata memleketim olur) Selamlar…

Oğlumu ziyaret için geldiğim Edirne’de (bakınız üstteki resim) – sağ olsun beni iyi ağırladı – bir kere daha gördüm ki bu şehirde yaşam çok daha rahat, özellikle de İstanbul’a kıyasla. Trafi problemi yok bir defa – yoğun sabah ve akşam saatleri hariç ki o da çok uzun sürmüyor zaten. İnsanlar daha yumuşak ve medeni… Çarşı pazar çok daha ucuz. Üstelik şehirde nefes alacak alan ve yeşillik de çok. Herşey üst üstee yığılmış değil. Özetle yaşanacak şehir.

Birlikte geçirdiğimiz 6 günün sonunda ver elini İstanbul oldu, 3 yıl sonra… Seferihisar hele Akarca’daki hayatın sakin akışından sonra İstanbul’da nasıl olacak diye endişelenmiyor değildim doğrusu, hele bir de serde her şeye takılan “titizlik” (sivrilik mi desek acaba) olunca…

mustafa-metroEdirne’den Esenler’ e (gar) rahat bir yolculuktan sonra (Nilüfer Turizm) aldım elime tekerlekli bavulu “düştüm yola tabanvayla”… İstikamet Harbiye Elmadağ taraflarında bir ahbabımızın ofisi – ki bir gece geçireceğim orada. Otobüs firmasının servis durumu biraz karışık, pek de düzenliymiş izlenimi vermiyor, trafiği de saymazsan tabii. En iyisi metro diye düşündüm ki gerçekten de haklı çıkmışım. Yenikapı’ya kadar bir metro ve orada Hacıosman metrosuna değişerek tereyağından kıl çeker gibi hedefe vardım… Gördüm ki (daha sonra Levent Etiler metrosunu da kullandım) metro sistemi bu 3 yılda oldukça gelişmiş ve trafiğe bayağı kolaylık getirmiş. Tabii şöyle bir itiraz da geldi bu fikrime bir taksi şoförü tarafından; “Abi sen bir de sabah işe gidiş ve akşam eve dönüş saatlerinde gör bak”. Doğrudur ama dünyanın bütün şehirlerinde aynı sıkıntı var, en başta 7 katlı metro sistemine sahip Londra’da bile…



Bir de metroda ilginç bir şey oldu benim açımdan. Bindiğimde aynı anda 2 tane genç insan “Buyrun lütfen” diye yer vermeye çalışmaz mı? “Şimdi sevinsem mi üzülsem mi acaba?” diye düşünmedim değil doğrusu. Sevindim “hala böyle gençler var demek” diye. Diğer taraftan azıcık buruldum “artık yer verilecek” duruma gelmişiz demek diye…

İşte böyle… Anne yarısı çok değerli bir teyzemizi de ziyaret ettikten sonra, akşam yine sevgili bir genç kardeşimle (Doğan Grup bünyesinde yazılımcı) Taksim’de buluştuk… Taksim tabii ki eski ambiyansını kaybetmiş… Simit Sarayı’nda güzel bir muhabbetten sonra ver elini kalacağım yer ve yatak…

mus-taksim
İnsan sakin bir yerde yaşasa bile senede bir veya imkanı varsa iki defa İstanbul’a bir ayak basmalı bence, “kenarda kıyıda mı kaldık acaba?” duygusunu yaşamamak için… Yani “turistik gezi ve tanıdık/dost ziyareti” için…

İstanbul’dan izlenimlerimiz şimdilik böyle… Nasipse bugün bir “anne baba mezar ziyaretinden” sonra akşama da sefere çıkıyoruz tekrar… Nereye mi.. Seferihisar’a tabii..

Görüşmek üzere