Published On: Paz, Eki 13th, 2019

Füsun Tarar… İzmir’de “Tahta Baskı” üzerine çalışmalar yapan bir sanat insanı




Füsun Tarar… İzmir’de “Tahta Baskı” üzerine çalışmalar yapan bir sanat insanı

Füsun Tarar… İzmir’de “Tahta Baskı” üzerine çalışmalar yapan bir sanat insanı

İzmir gerçekten de birçok sanatçının yetiştiği ve sanatın çok sevildiği bir kent. Bunda burada yerleşik kültürün tabii ki çok payı var. Ayrıca hem deniz şehri ve hem de asırlar ve nesiller boyunca medeniyet ve kültüre açılan kapı olmuş. Bu husus da sanatın gelişmesine ve de sevilmesine ciddi ölçüde katkı yapmış.

Nitekim bu güzel kentimizde insanların kendilerini geliştirmesi için ilginç ve o kadar da yararlı sanat kursları açılıyor. Bunlardan bir tanesi de çoğumuzun çarşıda görüp imrendiğimiz bazı tekstil ürünlerinde kullanılan TAHTA BASKI sanatıyla ilgili örneğin.

Evet, bu kursu sunan “sanat insanı” FÜSUN TARAR isimli bir hanımefendi. Kendisiyle bir küçük röportaj yapıp bu etkinliğin özellikle İzmir bölgesindeki hanımlar tarafından daha da fazla tanınmasına katkıda bulunmak istedik. Bakın Füsun Tarar bize neler söyledi.


– Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Adım Füsun Tarar, emekli avukatım. Aynı zamanda güzel sanatlar, sahne sanatları ve el sanatları aşığıyım. Bu kadar da değil, amatör oyuncu, amatör ressamım, çini boyarım ve 3 yıldır yazmacılık yapıyorum.

– Bugünkü konumuz olan tahta baskıyı anlatır mısınız bize lütfen?

Tahta baskı (taş baskı, ahşap baskı) 600 yıllık geleneksel el sanatımızdır, farklı görüşler olsa da Hindistan’dan aldığımız kabul edilmektedir. İlk zamanlar desenler kumaşa elle çizilir, fırça ya da kalemle kontür geçilir sonra boyanırmış desen içleri. Bu nedenle “yazmacılık” denir, kumaşa yazmak, işlemek desenleri… Zamanla taş kalıplar yapılmış, sonra tahtaya evrilmiş ama sanayiye ve zamana yenik düşüp unutulmaya yüz tutmuş bir el sanatı. Yerini fabrikasyon baskılar, serigrafi vs. almış. Yurdun birçok yerinde yapılırken çoğu silinip gitmiş. Her yörenin kendine has deseni ve kullanılan rengi, tekniği varmış… İçi boş ya da dolu kalıplar kullanılıyor. Bu çok derin ve uzun bir konu yani.


Yazmacılığa başlamadan önce epey araştırma yaptım
, tarihi, gelişmesi, eski ustalar, çıkış noktası, yörelere göre desenler vs. Üniversitelerdeki konuyla ilgili tezlerden ulaşabildiklerimi okudum. Kastamonu ve Tokat’ta bu işi yapanları takip ettim, işlerini inceledim.

Hobi olarak başladım, ev doldu, annemin evi doldu, festivallerde stant açmaya başladım. Ne olduğunu ve kıymetini bilenler rağbet ediyor.

– Tahta baskı yapabilmek için ne gibi malzemeler lazım?

Ustalar, klasik ya da esas anlamda yazmacılığın sadece ahşap baskılarla baskı yapmak olmadığını, bu işi yapan kişinin kalıp oymasını, boya hazırlamasını da bilmesi gerektiğini söylerler. İşin o kısımları için özellikle boya için atölye olmalı, evde kurulabilecek bir düzenek, evde hazırlanabilecek bir şey değil. Kalıp için mesela en çok kullanılan ıhlamur ağacıdır çünkü işlemesi kolay ve dayanıklıdır. Ama ağacı keselim, dilimleyelim haydi hemen oymaya başlayalım diyemezsiniz. Kullanılabilecek yeri, yönü bellidir. 3 yıl kuru ortamda bekletilmesi gerekir, zahmetli olan kısmıdır işin.


El oyma kalıp yapan ustaların sayısı çok çok az bu nedenle ve zahmetinden dolayı pahalı
. CNC kalıplar yaygın, fiyatları da nispeten uygun. Ben ikisini de kullanıyorum. Geleneksel desenlerde el oyması kalıplarım var epeyce, çok severek kullandığım. Tahta değil ama linol ve kauçuktan kalıp çıkarmayı da baskı yapmak gibi kendi kendime öğrendim. Oldukça zevkli geliyor bana doğrusu.

– Hangi ürünlerde kullanılabiliyor tahta baskı tekniği genellikle ve sizin kendinize has bir tarzınız var mı bu çalışmalarınızda?

İç çamaşırından şalvara, otantik elbiseye, çarşaftan perdeye, yastık kılıfından yatak örtüsüne, tişörtten tayta, fulardan şala, seccadeden keçe yolluğakadar aklınıza gelen gelmeyen her şeyde kullanıyorum. Çünkü bütün hepsi dekoratif, otantik, şık, alımlı ve anlamlı oluyor. Hatta ev ve otel tekstili için de ideal olduğunu söyleyebilirim. Pamuk kumaşlar kullanıyoruz bu nedenle de sağlıklı. Gelenekselci olmadığımı söylerim hep çinide de baskıda da, ama geleneksel renk ve desenlere sırt çevirmeden, onları biraz modernize ederek çokça da kendime göre yorumlayarak çalışmayı seviyorum. Hayal gücü diye bir şey var, neden kullanmayayım? Zaman zaman boyama ve batik de yapıyorum – bitkisel toz boyalar falan değil, bitkilerin kendisini kullanarak– kumaşlarıma baskı öncesi ya da sonrası. Ekolojik baskı ile tahta baskıyı birleştirdiğim de oluyor, özellikle çantalarda ve şalvarlarda çok kullandım bunu. Farklı şeyler denemeyi, bulmayı, uygulamayı severim.


– Şu anda kurs verilen bir atölye mi yönetiyorsunuz, ne kursları veriliyor?

Hayır, evimin salonunu atölye gibi kullanıyorum resim-çini-keçe-yazma için. Geçen sezondan beri birlikte çalıştığım bir atölye var Alsancak’ta, “Küçük Ev İzmir”. Orada günlük atölye çalışmaları yapıyor, aylık kurs veriyorum.

Bu atölyenin yelpazesi geniş ve alanında oldukça iyi hocalarla çalışıyor. Ayrıca burasının sıcacık, samimi ve insanı içine çeken bir atölye olduğunu gözlemliyorum. Suluboya resimden keçeye, nakışa, tığ işine, ahşap baskıya (yazmacılık) kadar pek çok konuda kurs ağırlıklı çalışıyor bu sene. Çiniyi de düşünüyoruz bu sezon; onda da birlikte çalışacağız.

– Tahta baskı kursunda tam olarak neler veriyorsunuz kursiyerlere?

Yukarıda da kısmen bahsettiğim gibi ahşap (ağaç) oyularak desenler oluşturulup kumaşa basılmasıdır tahta baskı ben de öncelikle kumaşları, baskı türlerini, kalıpları vb. anlatıp, kısaca teorik bilgi verip tahta baskının nasıl yapılacağını, nelere dikkat edilmesi gerektiğini, nasıl kullanılabileceğini, kendi bulduğum ve geliştirdiğim desenleme tekniklerini vs. öğretmeye çalışıyorum kurs süresince.

– Bu konularla ilgili olarak bir marka oluşturdunuz mu bu arada?

Evet, “Fufu” diye bir markam mevcut, yazma konusunda kullandığım. Fufu  fakültedeyken yurtta kaldığım dönemde oda arkadaşlarımdan birinin bana taktığı lakaptı.

– En önemli soru: Bunları yaparken amacınız nedir?

İlgi duyduğum, içinde kaybolduğum, kendimi, dünyayı unuttuğum, unutulmaya yüz tutmuş ancak son zamanlarda canlandırılmaya çalışılan bu el sanatının ayakta kalmasına bir nebze de olsa katkıda bulunabilmek, insanlara tanıtabilmek, ilgi uyandırmak istiyorum; buna çabalıyorum. Bir de insanların hayal güçlerinin gelişmesini istiyorum.

– İnsanlar bu kursları bitirdikleri zaman o işi yapmaya gerçekten yeterli oluyorlar mı?

Hiç yoktan iyidir. Birçok işte olduğu gibi kimse kimseye işin inceliklerini, püf noktalarını söylemeye yanaşmıyor ticari kaygı ve başka nedenlerle (tabii ki, bu sanata gönlünü ve ömrünü veren eski ustaları bunun dışında tutuyoruz). Ben kendi kendime, adeta tırnaklarımla kazıyarak öğrendim ve paylaşıyorum. Hala araştırıp öğreniyorum da. İçinizdeki çocuk dimdik ayakta ise, hayal gücünüz genişse, öğrenme isteğiniz ve hevesiniz varsa kendinizi geliştirmenizin önünde kimse duramaz. Ben kapıyı açayım, onlar ayaklarını koysunlar, “bi baksınlar aralıktan”, sonra dalar giderler zaten, gerçekten istiyorlarsa.

Kursiyerlerimin arasında kendisini geliştirmek isteyen, heybelerine bir beceri daha atmak isteyen, belediye ve halk eğitim kurs hocaları var mesela. Bulundukları yerlerde tahta baskı kursu açıyorlar şimdi. Temasımız kesilmiyor, ne zaman isterlerse destek veriyorum hatta temel baskının ötesine taşıyacağız eğitimi onlarla. Bence başlı başına bu bile, bu kursa gelmeleri için yeterli bir sebep.

– Kurslar bütçelere uygun mu (örneğin tahta baskı)?

Kursların ücretleri piyasa şartlarına göre belirleniyor. Etkileyen faktörler var ve malzeme fiyatları bunların başında geliyor. Ucuz etin yahnisi yavan olur derler ya, bir de o yönden bakmak gerek. Bir nevi vakit geçirme, kafa dağıtma, iş stresinden uzaklaşma yolu olarak görüyor insanlar genelde ve biz de onlara hiç değilse severek uğraşabilecekleri hobiler edindirme çabasındayız. Her bütçeye uygun etkinlikler var diyebilirim. Özel atölyelere gitmek istemeyenler bulundukları ilçelerdeki halk eğitimlerin veya belediyelerin kurslarına katılabilir, o sezon ne kursu açılmışsa artık…  Tercih meselesi.

– Ne kadar sürüyor bunlar?

Genelde maymun iştahlıyız ayrıca çabuk tüketiyoruz, sıkılıyoruz bir de uzun şeylerden. Bu nedenle kurslar haftada bir gün olmak üzere bir aylık yapılıyor; günlük atölye çalışmaları konuya göre 1 ila 4 saatlik.

– Nerede yapılıyor kurslar?

Atölyelerde. İzmir’de epeyce özel atölye açıldı bu sene farklı ilçelerde ve semtlerde. Bornova, Karşıyaka ve Konakta Alsancak ağırlıklı.


– Klasik soru: İnsanlar neden bu kurslara gelmeliler (birçok başka kurslar da mevcutken)?

Kaybolmaya yüz tutmuş sanatlarımızın ve el sanatlarımızın tamamen yitip gitmesine göz yummak kültürel mirasımıza, atalarımıza, bu işe yıllarını, ömrünü vermiş eski ustalarımıza, bizi biz yapan değerlere ihanettir bence. Bu 600 yıllık geleneksel el sanatımıza can olmak, taze kan olmak, öğrenmek, anlamak, hissetmek, devam ettirmek ve daha birçok nedenle gelmeliler. Heybelerine hemen her yerde her şeyde kullanabilecekleri bir beceri de katmış olurlar üstelik fena mı?

Kim neye ilgi duyuyorsa, ne yapmaktan zevk alıyorsa, nasıl rahatlıyorsa tercihini ona göre yapar. Gerçekten bir şeyler öğrenmek isteyenlerle sadece hoş vakit geçirmek isteyenlerin tercihleri de farklı olacaktır elbette. Ancak farklı şeyleri deneyimlemeleri, kendilerine, yeteneklerine, ilgi alanlarına sınır koymamaları hem bu tür kursların amacına hizmet etmesine katkıda bulunur hem de büyüdükçe “ başkaları ne der, ayıp, günah kaygılarıyla, olmazlarla, kurallarla, dışlanma korkusuyla, aile ve toplumsal baskılarla vs.” güdükleşen hayal gücünü zorlar ve yeni ufuklar açar. (Küçük bir çocukla daha büyüğünü ve yetişkin birini gözlemleyin, aradaki uçurumu fark edeceksiniz.;) )

Kendimize hizmet edelim, gelişelim gerisi gelir.


Bunları ifade edebilme – kısmen de olsa- fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.

– Biz çok teşekkür ederiz böyle bir hizmet verdiğiniz ve vakkit ayırıp bunları bizle paylaştığınız için. Yalnız insanlar size en kolay nasıl ulaşabilirler onu da belirtelim rööportajımızın sonunda isterseniz.

– Tabii şu şekilde ulaşsınlar lütfen:
0532 441 49 58 Ev/atölye Poligon’da
Küçük ev İzmir: Alsancak, Kıbrıs Şehitleri Cad. 1453 Sk (Gazi Kadınlar Sokağı) No:30.

Ayrıca Instagram hesabım da şöyle: instagram.com/fufuyazma

 

Bir yorum bırakabilirsiniz

XHTML: You can use these html tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

code