Sanat sivil olmalıdır.. Ama nasıl?






SANATİletişim teknolojileri, propaganda ve popülerlik yarışının zirve yaptığı günümüzde siyasi ve dolayısıyla ekonomi pastasından mümkün olan en büyük dilimi koparabilmek için sıklıkla kullanılan “güler yüzlü” vasıtalardan biri de hiç şüphesiz “SANAT” denilen kavramdır.

Halkı ve ama özellikle entelektüel denilen ve halkın geri kalan kısmı üzerinde oldukça etkili olduğu sanılan kesimi en kolay etkileyerek kendi saflarına alma vasıtalarından (buna yabancılar tool diyor yani alet vs) biri olarak görülüyor sanat çağımızda..

Keşke öyle görülmeseydi onun siyasi ve ekonomik ekmeğini yeme peşinde olan kitle tarafından.. Keşke sanat insanın beynine, ruhuna, kişiliğine, farkındalığına büyük olumlu katkılar veren bir kavram, faaliyetler bütünü vesaire olarak kalabilseydi… İnsanımızın son derece süratle gelişmesine katkı verebilecek şekilde kullanılıyor olsaydı…

Ama maalesef öyle değil; Bugün görüyoruz ki birçok siyasi taban veya amaçlı kuruluşlar – ki aralarında belediyeler var en başta şüphesiz – sanatı bilerek bilmeyerek propaganda, popülerlik arttırma amacı olarak görüyorlar ve de kullanıyorlar…

Buna herhangi bir itirazımız yok esasında ama keşke bu faaliyetler gerçekten de sanat için de yapılıyor olsaydı en azından.. Yani yalnızca göstermelik olmasaydı sanat açısından en azından, diye düşünmeden edemiyor insan…

Bu konuda yukarıdaki satırları yazmamıza neden olan, ışık tutan bir fikirler dizisini yazarın izniyle facebook ortamından buraya alarak tamamlamak istiyoruz paylaşımımızı;

EKREM“Sanat evrensel ve özgür olmalıdır. Ölçülerini evrenin yasalarından almalıdır. Gurup veya birey çıkarları üzerinden kendisini tanımlamaktan kaçınmalıdır. Devletler veya belediyeler siyasal kurumlardır ve ideolojiktirler.

Bu anlamda sanatın özgür ve özgünleşerek, işlevini daha iyi yerine getirebilmesi için, resmi kurumların doğrudan kültür ve sanat etkinlikleri içinde olmaları yerine, sivil ve özgür sanatı desteklemeleri daha doğru olacaktır. Böylece sanatta yaratıcılığa ve sosyal yaşamda düşünce zenginliğine daha fazla katkı sağlarken, asli görevleri olan kendi hizmetlerine daha çok zaman ve enerji ayırabileceklerdir” (Sayın Ekrem Gün – https://www.facebook.com/ekrem.gun.14 )

Yazarın fikirlerine katiyetle katılarak teşekkür etmekle beraber şu görüşlerimi de eklemek istiyorum izniyle;

Evet, örneğin belediyeler tabii ki destek vermeli – BU DESTEK İÇİN ALKIŞLANMALI – ama diğer bütün fonksiyonları sivillere bırakmalıdırlar..

Tabii bunu ifade ederken “Ülkemizde bu fonksiyonları layıkıyla ve adam (dost, hemşeri, aynı köylü, akraba vs) kayırmadan yerine getirebilecek “DÜRÜSTLÜĞE SAHİP VE O GELİŞMİŞLİK SEVİYESİNE ERİŞMİŞ” yeterli sayıda siviller olduğunu var saymayı arzu ediyoruz… İNŞALLAH…

Neticede, öyle ya da böyle ama Ekrem Gün Bey’in dediklerine yürekten katılıyorum. HEDEF AYNEN DEDİĞİ GİBİ OLMALIDIR SONUÇTA.

Bütün bunlardan sonra aklımızda kalan ne mi olmalı? EĞİTİM EĞİTİM EĞİTİM.. Ama Harvard veya MIT (Massechusetts Institute of Technology) eğitimi değil.. İnsan, medeni ve “beşer için en tehlikeli özellik olan” egosunu yenebilmiş farkındalıklı birey olma eğitimi..

Bu eğitim nerede veriliyor diyorsanız eğer günümüz Türkiye’sinde, bakın onun cevabı çok zor ..

Editör

ok2İnsan ve ego konusunda aşağıdaki yazıya bir göz atmanızı
önemle (ve lütfen) rica ederiz.
http://www.sakinsehirseferihisar.com/bir-kitap-i-am-ok-you-are-ok.html

Like it? Share it!