Published On: Per, Oca 24th, 2019

Görülmemiş şiddette yağmur Seferihisar, Sığacık ve Akarca’da sele neden oldu

Seferihisar tarihinde görülen en etkişi yağışlardan biri olsa gerek 2-3 gündür devam eden yağmur… Nitekim, Seferihisar, Sığacık ve Akarca hep sular altında kaldı. Çevresde inanılmaz görüntüler yaşanıyor. Yolda kalan arabalar, evlere giren sular, yüzen masalar… İnsanların evini sular bastı. Zarar görenler de çok oldu. Üstelik daha devam ediyor halen de … Meteorolojinin bilgisine göre yağmur etkisini hafta sonuna kadar sürdürecek.

Şimdi hep aynı teraneyi sayıklar dururuz; Efendim işte altyapımızın eksikliği vesaire diye. Yalan mı, hayır tam da öyle. Ama ne kadar söylersen söyle, şikayet edersen et vatandaş çaresiz kalıyor. Pekiyi fatura vatandaşa mı çıkmalı? Tabii ki hayır ama maalesef ona çıkıyor.

FACEBOOK ortamında, Instagram ortamında paylaşımlar görüyoruz; Kimisi ilçenin Belediye Başkanı nerede filan gibi imalar yapıyor, kimisi de “Kardeşim, derelerin sorumluluğu Büyükşehir Belediye Başkanına aittir, faturayı neden bizim başkana çıkarıyorsunuz” şeklinde görüş paylaşıyor.

Bizim görüşümüz de şöyle;

Biz Seferihisar Belediye Başkanı olan kişinin bu ilçeye ÇOK ÖNEMLİ KATKILARDA BULUNDUĞUNU net olarak kabul ediyor ve bunun için (buranın yerlisi değiliz ama) yürekten teşekkür ederek alkışlıyoruz. O olmasaydı muhtemelen bu ilçe halen ismi bile zor bilinen küçük bir Ege kasabası olarak kalırdı.

Amma ve lakin (eski dil kullanmak da hoş oluyor bazen, nasıl olsa internette tercümesi var), Seferihisar ve de başkanın çok sevdiği (problem yok) ve “acaip şekilde” ÖNCELİK tanıdığı SIĞACIK için yaptığı tanıtım faaliyetleri yanında (konserler, seminerler, yarışmalar vs – ki çok faydalı bizce) keşke en başta “gariban” AKARCA olmak üzere ne yapıp yapıp ALT YAPI çalışmalarına da ağırlık verebilmiş olsaydı bugüne kadar.

Şimdi denecek ki örneğin “Kardeşim derelerden KOCAOĞLU sorumlu”. Tamam doğru da “İLÇENİN HAKKINI SEN VE BEN Mİ KORUYACAĞIZ” ve de söke söke alacağız yoksa BİZİ TEMSİL EDEN ADAM MI? Değil mi değerli kardeşim? Yani Kocaoğlu sana, bana randevu vermez, muhtemelen lütfedip dinlemez hatta belki ama senin başkanını tıpış tıpış dinlemek zorunda (randevu vs verip). Dinlemezse ne olur açarsın bayraklarını, kullanırsın bütün medyatik gücünü, parti merkezini devreye sokarsın ve Büyükşehir Başkanını ilçenin acil ihtiyacı olan işi yapmaya icbar edersin. Doğru değil mi?

(Tabii bütün bunları yapabilmek için CANI GÖNÜLDEN çalışan, ve senin talimatlarını can kulağıyla dinleyip arkanda (bu anlamda) duran HİZMET canlısı ekip lazım. O var mı acaba? Örneğin, yollardaki çukurları görebilecek bir “MÜDÜR” filan yok mu belediyede acaba?  En tepedeki kişinin lavaboları filan da teftiş edecek hali yok ya, maiyetindeki arkadaşlar ona gereken desteği veriyor mu bu konularda? Şüpheli gibi sanki.)

Bu arada sen “Aman kötü kişi olmayayım. Ben tanıtım işlerime ağırlık vereyim. Durum kendini zaten idare eder. Millet de zaten uysal. Böylece ben kendi kariyerime dönük yatırımlarımı tamamlayayım ileriye dönük” diye düşünür ve bu konuda pasif kalarak gerekeni yapmazsan, işte ilçe de bugün böyle sular altında kalır. İşin ilginç tarafı da millet zaten faturayı doğrudan sana çıkarır.

Diğer taraftan şu anda sıkıntı yaratan sel durumunda ayrı olarak örneğin AKARCA caddesinin tam rezalet kondisyonu söz konusu. özellikle Salim Bakkal’dan sonra Zümrütevler yönünden kalan kısım her an aks kırmaya müsait. Her taraf delik deşik. Şimdi “bu çukurlara 3-5 (her neyse) kürek malzeme atıp doldurmak kaç saatini alır belediyenin acaba” diye insan soruyor kendine. Herhalde bu kadarcık iş de Büyükşehir hizmetine ait olmasa gerek – veya en azından onu beklemek zorunda bırakmasak vatandaşı, değil mi? İşte bu noktada da diyor ki vatandaş “Birilerinin umurunda bile değil, seçim öncesi tekrar oy istemek için gelir toplantı yaparlar sitede, bir sürü vaatler vererek”.

VALİ RECEP YAZICIOĞLU‘nu okumayı tavsiye ederim herkese. Gerçekten yalnızca (kendini değil de) vatandaşını düşünen bir devlet adamının o vatandaş için nasıl mücadele ettiğini görebilmek için. Hem de İzmir’in belediye başkanı değil yalnızca, mafya, bürokrasi ve devletin kendisiyle bile.

Dolayısıyla, gerçekten de vatandaş için çalışıyor olmak biraz farklı bir şey sanki. Yani sevdiğimiz beğendiğimiz bir insanı ona sempati (ve hatta empati duyuyor olarak) korumaya gayret etmek başka birşey, elini vicdanına koyup, hakkaniyetli bir şekilde eksiklerin tamamlanmasını talep etmek ve bu yönde tenkit yöneltmek başka bir şey. İkisini karıştırmamakta fayda var sanki.

Bu gösteriyor ki; alt yapı çalışmalarında iyileştirilmeye gidilmesi gerekiyor.

Not: Değerli Başkanımız 2013 yılında benzer bir durumda bakın neler paylaşmış vatandaşla: Başkan Soyer yağış felaketinin ardından konuştu http://www.sakinsehirseferihisar.com/baskan-soyer-yagis-felaketinin-ardindan-konustu.html

Bir yorum bırakabilirsiniz

XHTML: You can use these html tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>