Published On: Cts, Oca 13th, 2018

Steven Spielberg’den muhteşem bir film daha; “The Post” … Mutlaka izleyin





Gerçek sinemaseverlere gerçek bir müjdemiz var; Sinema filmlerinin dahi çocuğu (artık koca adam gerçi) Steven Spielberg ustadan müthiş bir film geldi yine: THE POST. Damağımızda tadı kalacak cinsten. Hem de ne zaman geldi? Tam da siyasi otoritenin basın özgürlüğü üzerine tarih boyunca yapmış olduğu en büyük baskıyı yaşadığı günlerde ülkemizin. Zannedersiniz ki SPIELBERG bu filmi Türkiye’ye mesaj olsun diye yapıp vizyona verivermiş tam da bu dönemde.

Film dram türünde ve 1971’de Pentagon belgeleri etrafında dönen yasal bir süreci işliyor ve konusu kısaca şöyle;

Washington Post çalışanları editör Ben Bradlee (Hanks) ve yayıncı Katharine Graham (Streep) ordu analisti Daniel Ellsberg tarafından yazılan ve sızdırılan Pentagon belgelerini yayınlama kararı alırlar. Belgelerin, Johnson yönetiminin Vietnam Savaşı’nda ABD askerlerinin rolü hakkında kamuoyuna ve kongreye yalan söylediğini, Nixon yönetiminin gizlice savaşı tırmandırdığını ortaya koymaları büyük skandal yaratır. Nixon yönetimi The Post’un bunları yayınlamasını durdurmaya çalışır ve ABD Savunma Bakanı Yardımcısı William Rehnquist davayı Yüksek Mahkemeye sunar. Belgelerin yayınlanabilmesi ve özgür basın kavramının korunabilmesi için gazete ile ordu arasında büyük bir hukuk mücadelesi verilecektir…

Başrollerde iki usta Tom Hanks (2 Oscar ödüllü) ve Meryl Streep (3 Oscar Ödüllü) yine döktürüyorlar.

Steven Spielberg’ ise Jaws (1975), Indiana Jones (1981), E.T.’yi (Extra Terrestrial – 1982), Jurassic Park (1993) Schindler’in Listesi (1993 – En İyi Yönetmen dalında Oscar ödülü), Er Ryan’ı Kurtarmak (2. kez En İyi Yönetmen Oscarı), Lincoln gibi daha önceki muhteşem yapıtları ve başarılarıyla “dahi” ünvanını gerçekten de hak ediyor.

Ünlü yönetmen 2017 yapımı The Post filminde, daha önce defalarca birlikte çalıştığı Tom Hanks ile efsane oyuncu Meryl Streep’i bir araya getirerek bu filmle de “En İyi Yönetmen dalında Altın Küre adaylığı kazanmış bulunuyor”.

Şimdi, bizim yerli dâhilerimize (hani birbirleriyle “sen 10 günde bu kadar gişe yaptın ben 20 günde seni geçtim” filan diye Twitter ortamında filan birbirleriyle tepişen, diğer deyişle yaptıkları işin tatminini böyle alabilen ve böylece kendileri gibi kaliteli rakiplerine komplekslerini kusmak yoluyla bundan haz duyarak kutlama yapan dahilerimiz) ayıp olmasın ama  bu tip “gerçek” dâhileri görünce “dahi ve kalite” kelimelerinin anlamını insan çok daha net olarak anlayabiliyor.

Yine de Allah’tan muhterem halkımız var da bizim yerli “dâhilerimiz” de “10 günde 2 milyon gişe yaptık” filan şeklinde, başarılarını paylaşabilme hazzını yaşıyorlar. Sağ olsun, kalite sever halkımız.