Türk komedyenler.. Topluma katkıları ve Ata Demirer




turk-komedyenler
Türkiye’de son yıllarda oldukça çok sayıda komedyen (kimi stand-up yapıyor kim sitcom vesaire, kimi de film çeviriyor malum) oldukça önemli bir sektör oluşturdular adeta, milyon liraların oluk oluk aktığı, döndüğü bir ekonomi… Yani görünen o ki Türk halkı gülmeyi seviyor, gülmeye ihtiyacı olsa gerek şiddetle zira bu tip özellikle filmlere büyük rağbet ediyor. Bu sektörde Ferhan Şensoy gibi ağır toplar olmakla birlikte Yılmaz Erdoğan gibi sonradan gelenler, Beyazıt Öztürk gibi showman olmaktan öteye gidemeyenler, Okan Bayülgen ve Cem YILMAZ  stand-up gösterisi yapanlar ve Şahan Gökbakar ile Ata Demirer gibi daha yeniler ve Gülse Birsel gibi komedi yazarları bayağı yoğun işler yaptılar.

Şimdi bunların ne getirip ne götürdüğüne baktığımızda tabii ki bu işin duayeni olan Ferhan Şensoy’u saygıyla bunu dışında tutarak söyleyebiliriz ki bu komedyenler (genelleme olarak) getirdiklerinden çok daha fazlasını götürdüler. Hatta bize göre Şahan Gökbakar gibi cebini tepeleme doldurmasına rağmen kültürümüze filan ciddi zarar verenler bile oldu.  Cem Yılmaz gibi cebini dolduran ama yaptığı şeyi sanat olarak gördüğüne pek de emin olmadığımız  (ve hitap ettiği toplumu da muhtemelen sövüşlenecek malzeme olarak gören) “sanatçılar” (??) da oldu – gerçi büyük olasılıkla çoğu da öyle görüyordur zaten…

Esasında lafı eğip bükmeden değinmek istediğimiz noktaya gelirsek bunların arasında bir Yılmaz Erdoğan var ki (beğenin beğenmeyin malum nedenle – ki o apayrı bir konudur) gerçekten de komedi (mizah) üretti… Üretirken de düşündürdü ve kalitenin yukarı çıkmasına ciddi katkılar verdi, toplum açısından baktığımızda… Ayrıca Okan Beyefendi gibi çıkıp da yaptığı bin bir türlü saçmalıklara kılıf uydurmak için “Efendim sanatçı topluma örnek olmak zorunda değildir” filan gibi daha da zırvalamalarla karşımıza çıkmadı hiçbir zaman. İşte onun için “bizce” Yılmaz Erdoğan’ın yeri gerçek sanatçı ve yetenek olarak apayrıdır. Gülse Birsel’in oldukça değerli çalışmalara imza attığını ve kalite ürettiğini görmeden geçemeyiz tabii…

Diğer taraftan bir de “Şahan ve Ata” kıyaslaması yapılır sıklıkla. Bu konudaki görüşümüz de şöyle; Şahan GÖKBAKAR’ın biz halkı (veya izleyenlerini demek daha doğru olur esasında) yalnızca güldürmek ve parayı cebe indirmek hedefli ürettiğine inanıyoruz, eas olarak en azından. Yani onda “bir taraftan da eğitime bir katkım olsun, kaliteyi yukarı çekeyim” filan gibi tasalar olduğunu hiç mi hiç düşünmüyoruz. Filmlerinde hep kaba saba tiplemeler, diyaloglar vesaire. “Kardeşim ne yapayım millet bunu istiyor; Kabalık, magandalık vesaire hoşuna gidiyor… Ben de bunu çeşitli şekilde işleyip veriyorum… Parayı da böylece cebe indiriyorum” diyemez bir sanatçı dememelidir bize göre…

Halbuki Ata Demirer’e baktığımızda görüyoruz ki adam gerçekten de büyük yetenek, komple sanatçı, müthiş zeki ve de “insan” (gördüğümüz kadarıyla) ki bu devirde oldukça az rastlanıyor o türe malumunuz… Yaptığı filmler çok daha kalite kokuyor ve adam gibi üretim var filmlerinde… Taklit yeteneği, şarkı söyleme becerisi vesaire hepsi gerçekten de takdirin ötesinde… ve sanıyoruz ki Ata Demirer bu “gelişmeye çok ihtiyacı olan” geri kalmış kaba topluma çok şeyler verebilecek durumda ve bunları vermeye de gayret ettiğine yürekten inanıyoruz. Bu topluma kaliteyi lanse edecek güzel özel insanlara da ihtiyacı şiddetle var bu ülkenin. Bizce Ata Demirer’ de bunlardan biri işte.

Bütün bunları yazmışken bu arada Ata Demirer’in yeni filmini de Sığacık’ta çevirmekte olduğunu belirtelim. LİNKTE AYRINTI BULABİLİRSİNİZ.

Like it? Share it!