Published On: Cum, Eyl 27th, 2019

Türkiye nereye gidiyor? Ekonomi ve Siyasette Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı günleri




Güzelim ülkemiz maalesef Cumhuriyet tarihinde yaşamadığı kadar sıkıntılı günlerin içinden geçmekte epeyi bir süredir. Belki, “2.Dünya savaşında yaşanılan günleri de unutmamak gerekir” diye bir yanıt verilebilir ama o zamanlar global ölçekte hüküm süren şartlar doğal olarak bugünkünden çok farklıydı. Şaka değil bir dünya savaşından bahsediyoruz.

İçinde bulunduğumuz zaman diliminde o kadar ciddi ki durum, neyi ele alsanız elinizde kalmaya mahkum. Hangi konudan başlasak fark etmiyor.

Örneğin, iç siyasetten bahsedersek eğer ülke şu anda resmen ikiye bölünmüş durumda – sağ olsun gücü elinde bulunduran siyasetçiler bunu oldukça layıkıyla başarmış durumdalar. İki grup (malum Ak Parti sempatizanları ve karşıtları) birbirine öldüresiye düşman. Ne uğruna pekiyi? İktidarın başının iktidarını pekiştirmesi adına…

Dış siyasetten bahsetsek durum en az o kadar vahim: Bize düşman olmayan ülke kalmadı neredeyse. Allah’tan dost olan bir Azerbaycan bir de Pakistan var da, hiç dostumuz yok demiyoruz bu sayede.

Tabii ayrıntıya girersek eğer daha da beteri şu anda Suriye’de gırtlağa kadar sıkıntıya batmış olmamız ve de ciddi hasar almadan bu bataktan çıkmanın olanaksız olması neredeyse. Keşke ta en başta “Öğle namazını Şam’da kılarız” gazına gelmeden bu işleri mümkün olduğunca dışarıdan izlemiş olsaydık – Özgür Suriye ordusunu Esad’ı devirmek için kullanmaya çalışmak yerine. Bu işler bize cana ve çok büyük maddi zarara yol açmış bulunuyor hepimizin de gördüğü üzere. Yalnızca sığınmacılara harcanan paranın 40 milyar dolar üzerinde olduğunu yetkililer bizzat ifade ediyor.

Bu arada güney sınırımızda ABD’ile çatışma ihtimali bile mevcut. Tabii Rusya ve ABD’yi aynı anda idare etmek apayrı bir beceri istiyor, daha doğrusu imkansız. Bu durum da hep bize zarar yazmaya devam ediyor, vermek zorunda kaldığımız (ve kalacağımız) tavizler yüzünden.

Akdeniz’de gaz arama çalışmalarıyla ilgili sürtüşmeler malum, aynen Ege’deki sürtüşmenin de devam ettiği gibi.

Diğer taraftan ekonomi havuz medyasının pompalamaya çalıştığının aksine maalesef tam bir sıkıntı: Protesto olan senetler, karşılıksız çekler, iflas eden / kapatan firmalar tutar ve adet olarak  cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırmaya devam ediyor. Para zaten pul oldu malum. Enflasyon, resmi makamların % 15 vesaire olarak yayınladığının aksine en az % 40 seviyelerinde (hepimiz yaşayıp görüyoruz). Buna karşılık özellikle emekli maaşlarına ve diğer ücretlilere % 5-10 gibi komik zamlar yapılıyor. Yani halk gittikçe fakirleşiyor.

İyi de bu ülkenin milletin ürettiği milli gelir nereye gidiyor pekiyi? Milyarlarca lira vergiler vesaire? Diğer taraftan hepsi bu kadar olsa yine iyi, cumhuriyet döneminden başlayarak yapılan neredeyse tüm fabrikalar teker teker elden çıkarılıp satılıyor para da kasaya giriyor. Ya sonra ne oluyor? İşte orası açık değil maalesef. Çünkü yeterince bilgilenemiyor halk, ne yazık ki.

Velhasıl bütün bu koşullar altında, iktidarın en azından son döneminde başarılı olduğunu söylemek mümkün olmasa gerek ve de görünen köy o ki çok da uzak olmayan bir zamanda halk bunun faturasını iktidarın önüne koyacak – aynen son İstanbul Belediye Başkanı seçimlerinde olduğu gibi. Tabii ki Davutoğlu ve Babacan oluşumları da burada etkili olacak, hiç şüphe olmasın. Yani iktidar için yolun sonu tünelin ucunda görünmüş durumda.

Bir yorum bırakabilirsiniz

XHTML: You can use these html tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

code